Kraliyet Düğünü
Ne yazık masallardaki prenslerin gerçek olmaması ve ne yazık var olup umutsuzca sevilmeleri. Ne yazık dünyayı avucuna alıp bir kalemde harcayabilecek kudrete sahipken kendini bir kalemde harcatacak kişiye ait olamamak. Sihirli küreden beyaz ekrandan mutluluğuna bakıp hep mutlu olmasını dilerken kalbinin kanaması usul usul, ne yazık!
Bu Prensler gün gelir Kral olur, kocaman bir hakimiyet karizması geliştirirler. Asla kolay değildir bu Kralları sevmek. Öyle gözükür. Materyalistlere hep kolaydır güya, inanmayınız. Aşkla seversiniz şevkle seversiniz bu Kralları. En azından ben öyle sevdim. Ne büyüler ne sihirler ne de en etkili olduğu iddia edilen zaman unutturdu bana Kral'ımı, hiç birşey beni ona duyduğum yakıcı aşktan kurtaramadı. Zaman geçer, aşk geçmez..
Sevgili Kral'ımın da sahip olduğu hakimiyet gücü, bana sahip olması arzumu tetikledi hep. Elime geçen onu film gibi izleyebilmek oldu. Kaçıp geldiğim sihirden yoksun bu dünyada bile onu hiç beklemediğim anlarda karşıma çıkaran bir sihir vardı aramızda, buna inandım. Bu inancım aşkımın kutsallığını körükledi kalbimde; bir gün beraber olacağımıza tanrılar yerine and içtim, yemin saydım ve gerçekleşmesini bekledim. Gerçekleşmesi için ona bir adım atamadım; ben hayatımda ilk kez korktum, dehşete düştüm! Öyle yüce ki o gözümde; kimseleri hiçbir şeyi layık göremezken, şüphe ettim kendi layıklığımdan da! Onun için eşsiz, onun için kusursuz olma yaftalarının peşine düştüm, her bir mükemmeliyet sıfatının peşinden giderken daha da yaralandım.
Gün geldi, artık çok geçti. Mutsuz sonlar benim ütopyama uygun değildi, ama doğru ya onu da mutsuzluktan yıkıp gitmiştim ve mutsuzluğum yine aşkımdandı, yine acısındandı. Kralım artık bir kocaydı, kendine bir eş seçmişti. Ne de saçma! O'na eş olabilecek denklikte kim vardı ki bu dünyada? Ki onun eşsizliğine eş olamazdı hiç kimse!
"Dur" desem durur muydu? Yapma desem, beni unutma, ben ki senin için her şeye sahip olup hepsinden vazgeçerim; ruhumu günahlarına kurban, kalbimi varlığına siper, bedenimi arzularına köle ederim, sana olan aşkımı unutma gitmeden temelli desem? Gitmişti.
Ben ona geç kaldım, ben ona az'dım, ve artık daha da azaldım, ona adayacağım kalbi-ruhu- bedeni, boş bir kovuk gibi sürüklüyorum durmak bilmeyen soluklarımla. Gözümden yaş, ruhumdan çığlık kopmadı bedenim yıkılmadı acıdan, ama hepsi terketti dünyayı ölmeden. Bir hal ki dünya araf oldu.
Kraliyet düğünleri, ah ne de güzeldir, bir tepede yapılır; bitmek bilmez havai fişekler, mutluluk havada maddeleşir konukların üzerlerine yağar. Ne de eksiksizdi düğünleri, tüm bu büyülü anlara sahiptiler. Gözleri gülüyordu, görüyordum; bir zamanlar bana su gibi duru bakan gözler heyecanla ışıldıyordu. Ciddi yüzünde heyecanlı ufacık bir gülümseyiş içimi aydınlatıyordu, içimi kavuruyordu! Farkındaydım çünkü bana değildi gülümseyiş, benden dolayı değildi; içim parçalanıyordu, ve ölesiye mutluydum mutluluğundan. Yüzünün safi mutlu berraklığı içimi kaplıyordu, kıpır kıpır bir huzur vardı içinde, benimse umutlarımdaki pamuk iplikleri süratle kopuyordu, o kadar mesuttum ki huzuruna; acımdan geberiyor, umursamıyordum.
Bu gelin de her gelin gibi, düğün sonunda buketini fırlattı, bir sonraki talihli geline, o buket kalbimi delip geçti; mezarıma hediye oldu.
Kraliçe demeye dilim varmıyor, çok mu ayıp? Mutluluklar dileyecek aşk'a sahibim yine de.
Tek temennim Kral'ımı mutlu etmen; ona layık olamayacağını düşünsem de, denemen. İçine girmeye hak kazandığın kalbi, mutluluk huzur ve aşkla donatabilmen. Benim belki yarım kadar sevip, ömrün boyunca uğraşıp başaramayacağını bilsem de, onu benim gördüğüm gözle görebilmen.
Söyleyecek ne çok şey var, ama geriye ne kaldı? Hangisi kifayetli, hangisi neye yarar? Yepyeni bir hayata kaldıralım kadehlerimizi, ve ölümden sonraki yaşama.
Mutluluklar Kralım,
Her şeyin en güzelini sen çok yaşa!
| *deviantart/by abuseofreason |
Bu Prensler gün gelir Kral olur, kocaman bir hakimiyet karizması geliştirirler. Asla kolay değildir bu Kralları sevmek. Öyle gözükür. Materyalistlere hep kolaydır güya, inanmayınız. Aşkla seversiniz şevkle seversiniz bu Kralları. En azından ben öyle sevdim. Ne büyüler ne sihirler ne de en etkili olduğu iddia edilen zaman unutturdu bana Kral'ımı, hiç birşey beni ona duyduğum yakıcı aşktan kurtaramadı. Zaman geçer, aşk geçmez..
Sevgili Kral'ımın da sahip olduğu hakimiyet gücü, bana sahip olması arzumu tetikledi hep. Elime geçen onu film gibi izleyebilmek oldu. Kaçıp geldiğim sihirden yoksun bu dünyada bile onu hiç beklemediğim anlarda karşıma çıkaran bir sihir vardı aramızda, buna inandım. Bu inancım aşkımın kutsallığını körükledi kalbimde; bir gün beraber olacağımıza tanrılar yerine and içtim, yemin saydım ve gerçekleşmesini bekledim. Gerçekleşmesi için ona bir adım atamadım; ben hayatımda ilk kez korktum, dehşete düştüm! Öyle yüce ki o gözümde; kimseleri hiçbir şeyi layık göremezken, şüphe ettim kendi layıklığımdan da! Onun için eşsiz, onun için kusursuz olma yaftalarının peşine düştüm, her bir mükemmeliyet sıfatının peşinden giderken daha da yaralandım.
Gün geldi, artık çok geçti. Mutsuz sonlar benim ütopyama uygun değildi, ama doğru ya onu da mutsuzluktan yıkıp gitmiştim ve mutsuzluğum yine aşkımdandı, yine acısındandı. Kralım artık bir kocaydı, kendine bir eş seçmişti. Ne de saçma! O'na eş olabilecek denklikte kim vardı ki bu dünyada? Ki onun eşsizliğine eş olamazdı hiç kimse!
"Dur" desem durur muydu? Yapma desem, beni unutma, ben ki senin için her şeye sahip olup hepsinden vazgeçerim; ruhumu günahlarına kurban, kalbimi varlığına siper, bedenimi arzularına köle ederim, sana olan aşkımı unutma gitmeden temelli desem? Gitmişti.
Ben ona geç kaldım, ben ona az'dım, ve artık daha da azaldım, ona adayacağım kalbi-ruhu- bedeni, boş bir kovuk gibi sürüklüyorum durmak bilmeyen soluklarımla. Gözümden yaş, ruhumdan çığlık kopmadı bedenim yıkılmadı acıdan, ama hepsi terketti dünyayı ölmeden. Bir hal ki dünya araf oldu.
Kraliyet düğünleri, ah ne de güzeldir, bir tepede yapılır; bitmek bilmez havai fişekler, mutluluk havada maddeleşir konukların üzerlerine yağar. Ne de eksiksizdi düğünleri, tüm bu büyülü anlara sahiptiler. Gözleri gülüyordu, görüyordum; bir zamanlar bana su gibi duru bakan gözler heyecanla ışıldıyordu. Ciddi yüzünde heyecanlı ufacık bir gülümseyiş içimi aydınlatıyordu, içimi kavuruyordu! Farkındaydım çünkü bana değildi gülümseyiş, benden dolayı değildi; içim parçalanıyordu, ve ölesiye mutluydum mutluluğundan. Yüzünün safi mutlu berraklığı içimi kaplıyordu, kıpır kıpır bir huzur vardı içinde, benimse umutlarımdaki pamuk iplikleri süratle kopuyordu, o kadar mesuttum ki huzuruna; acımdan geberiyor, umursamıyordum.
Bu gelin de her gelin gibi, düğün sonunda buketini fırlattı, bir sonraki talihli geline, o buket kalbimi delip geçti; mezarıma hediye oldu.
Kraliçe demeye dilim varmıyor, çok mu ayıp? Mutluluklar dileyecek aşk'a sahibim yine de.
| lost tales by zemotion/deviantart |
Tek temennim Kral'ımı mutlu etmen; ona layık olamayacağını düşünsem de, denemen. İçine girmeye hak kazandığın kalbi, mutluluk huzur ve aşkla donatabilmen. Benim belki yarım kadar sevip, ömrün boyunca uğraşıp başaramayacağını bilsem de, onu benim gördüğüm gözle görebilmen.
Söyleyecek ne çok şey var, ama geriye ne kaldı? Hangisi kifayetli, hangisi neye yarar? Yepyeni bir hayata kaldıralım kadehlerimizi, ve ölümden sonraki yaşama.
Mutluluklar Kralım,
Her şeyin en güzelini sen çok yaşa!


Yorumlar
Yorum Gönder