Bulutlar Ülkesindeki Patika..

Geçmişi hatırlayamamanın en kötü yanı da sizi neyin bu kadar acıttığını anlayamamaktır diyebilirim. Oysa ki Kötü Kraliçe/ Kötü Cadı olunca geçmişi hatırlayamamak, içki kadehlerinden birine zehir koyup sonra hangisine koyduğunu hatırlayamamak gibidir. Ordaki kadehlerden birini sen de almak zorundasındır çünkü diğer davetlilerden bu gerçeği saklayıp farkettirmemen gerekir; kadehleri elinin bir hareketiyle deviremezsin, içmemezlik edemezsin. O kadeh elinizde ölümünüzü başlatan süreçtir çünkü o kadehi dudaklarına değdirğin anda zehirlenme sürecihnbaşlamış demektir, içmesen bile..
Gözyaşlarımla yıktığımı hatırladığım güzel sırça köşkümden ayrılırken bu yolculuğa hangi arayışla başladığımı hatırlayamıyorum. Zaten allah aşkına kaçınız hatırlıyor ki? Ufak tefek dar patikalar öyle güzel süslenmiş oluyor ki ana yoldan sapıp bambaşka yerlere dalıyorsunuz.
Bu yolculukta 7 Cücelerle, Kötü Kurtla, Rapunzelle, 3şilahşörlerle bile karşılaştım. 7 Cücelerin ne kadar grouppie olduğunu, Kötü Kurdun; eski bir efsane olarak kalmış ama günümüze bi işlevi olmayan Nuri Alço gibi olduğunu ayriyeten anlatıcam. Rapunzel ise diğer Prensesler dergahını da inceleyeceğim başka bir yazıda anlatılacak. Ama işte hiçbirşey sandığınız gibi değil.. Ondan tekrarlıyorum;
Siz gelin bir de masalı Cadıdan dinleyin..

Yolculuğum bulutlar ülkesindeki bir patika gibi.. Yeryüzü insanları bulutlar ülkesinin patikasında hiçbirşey göremez, sadece bir masalsanız o yolları aşabilir görebilir yürüyebilirsiniz. Diğer türlü eğer yeryüzü insanıysanız çok çok sisli dediğiniz yollar bile hiç kalır bulutlar ülkesi patikası yanında. Nereden başladım yürümeye, nereye gittim hiç bilmiyorum, hafızam karanlık derin bir su gibi.. Ne için yürüdüm ne amaçla çıktım bilmiyorum.
Ama bildiğim tek şey var, hafızamda kalmış deneyimlerime dayanarak söyleyeceğim; yolculuğunuzda en çok neyi bulamazsanız yine en çok onu arıyorsunuzdur.
Sırça köşkümü terkettiğim günden beri bulamadığım şey yuva oldu, bulabildiğim şey enfazla güzel evler oldu. Yuvam yok. Barınacağım bir yer, güven duygusunu içime dolduracak bir köşe yok. Yine de çok güzel saraylar gördüm bunu yadsıyamam, büyük odalar yüksek tavanlar, hizmetliler şölenler. Bunlara rağmen kocaman saraylarda kendinizi yuvada hissedecek bir köşe ararken bir labirentteymiş gibi kaybolabiliyor daha da kötüsü kendinizden uzaklaşabiliyorsunuz. Sonrasında gelen şey yuvanızı aramayı unutup kendinizi aramaya başlamak oluyor ki; bir önceki arayışınızı aramayacak kadar zor olabiliyor. Her saniye kendinizden daha uzaksınız. öYLE BİR KÖR NOKTADA DURUYOR Kİ BENLİĞiniz nefesini hissetseniz kendisini göremiyorsunuz.
Beni benden başka sevecek kimse olmadığından, beni sevecek birini aramaya koyuldum sonra. En çok aradığım şeyii bulamadım.. Beni sevecek birini.. bulamadım. Geri dönüş yolunu aradım ama hiçbir şey hatırlamayan hafızam bunu da hatırlamayı reddetti bana büyük bir ihanet ederek. Kendimden ve beni çok sevecek bir şövalyeden geçmiştim, tek istediğim benden bir parça olan ütopyamın topraklarındaki esergüllerin arasında yatmaktı ve gözlerimi tamamen kapatmaktı. Sadece yuva hissi ve sonsuzluk.. İstediğim buydu.. bir bütünlük ve serin bir bilinmezlik.
Ama anladım ki her varlık her yaşamında farklı bir şeyi deneyimler, farklı birşey arar.. Başarır, başaramaz, başarsa da tatmin olmaz, başaramasa da mutludur.. Ne kadar yaşayan varsa o kadar ihtimal var. Ben sevgiyi yuvayı ve kendimi ararken başarısız oldum, ruhum bu benliğim için üzgün. Çünkü bugün ben dediğim varlığım unutulup yokolmaya yüz tutsa da ruhum apayrı bir enerji olarak var olacak farklı bedenler ve hayatlarda. Ruhumun ağlaması beni terketmesinden değil bu benliğin başarızlığına üzüntüsündendir. Çünkü kalbimi tutacak kimseyi bulamamış olsam da kalbimi kıracak kişileri itinayla buldum. Kırık kalbin acısı zavallı ruhumda izler bırakıyor sonsuza dek. Yine de kirlenmiyor, çirkinleşmiyor.
Diğer yanda insanlar size misyon edinmediğiniz yada uğraş vermediğiniz konularla ilişiklendirip size yepyeni bir senaryo ve karakter çiziyor ve bunun gerçek olduğuna inandırıyorlar hem kendilerini hem de alemi. Aradığınız şey olamasanız da dillere destan bambaşka birşey olabilirsiniz. Seçenekleri sınırlamayın, hatırlanılır kılın kendinizi. Sonra gün gelir sıra sizindir, siz de anlatırsınız aslolan hikayeyi.. aynı benim gibi..


Yorumlar
Yorum Gönder