Veda
Bu bir veda konuşması. Hayret, yine monolog halinde! Seni ilk görüp de dünyamı saniyeler içinde yıkıp yeniden şekillendirdiğimden beri biliyordum ki, seni hiç kavuşamamasına kaybedeceğim gün, ufacık bir umudun beni terkedeceği gün, ben de buraları terk edecektim. Senin için ne çok hayaller kurup ne çok dünyalar yıktım içinde yaşadığım, ne kadar da terk ettim ev diye adlandırmaya çalıştığım yerleri. Sanırım bu son gidişim, ötesi yok. Beni burada tutan bağlar şimdi kor olup derimi dağlıyor, şimdi gidememe ve geri dönememe korkularıyla boğuşuyorum, her uykuya yattığımda. Her kabusa yattığımda... Bomboş bir kalabalığa yapıyorum yine konuşmamı, tek istediğim içimi kulağına fısıldamakken... Bir iki kişinin söylediği gibi edebiyat parçalayıp, onlardan medeniyetler, diller, literaturler yaratırken sana karşı tek bir kelime savuramamışlığım arafın ta kendisi. Seni sevdiğim gibi sevemediklerime kelimeler kusarken, seni tasvir edememek deliliğimin alamet-i farikası. Bir bir veda, sen hiç gelme...








